26 Mart 2013 Salı

Yaklaşık 10 gündür anne-kız çok hastayız.Hala da tam anlamıyla iyileşmiş sayılmayız.Ben zatürre olmuşum.Ece de boğaz enfeksiyonu geçiriyormuş.Dün gece yine sabahladık.Çok ateşlendi yavrum.Sabaha kadar ateşini düşürmek için uğraştık.Zaten olmayan iştahı hepten kesildi.Bütün gün aç geziyor.İlaçlarını bile içirmekte zorlanıyorum.
İnşallah en kısa sürede iyileşirsin kuzum.Bu halini görmeye dayanamıyorum.




7 Mart 2013 Perşembe

Ece'yle aramızda geçen küçük bir diyaloğu unutmadan not düşeyim.

Ben: Ece hadi bebeğim çorban hazır.Bak sana beyaz çorba(yoğurt çorbası) yaptım.
Ece : Beyaz çorba istemiyorum.Kırmızı (mercimek çorbası) yapsaydın.
Ben: Kırmızı çorba yok.Ne yapalım?
Ece: O zaman Kaptan Mack'i çağıralım anne.
Ben: ?!?!

Hala aklıma geldikçe gülüyorum.



Bütün kış evde oturmaktan o kadar çok sıkıldık ki geçenlerde güneşi görür görmez kendimizi deniz kenarına attık.Annem,Ece ve ben Üsküdar'a gittik.Biz deniz kenarındaki çay bahçelerinden birinde oturup çayımızı yudumlarken Ece'de keyfince koşuşturup durdu.Sonra bir kedi bulmuş onunla sohbet etti.

-meyaba kedi.senin adın ne?
-hımmmm miyav mı
-benim adım Zeynep Ece.
-baaaak bu da beni annem.senin annen nerde
........

Uzuuuun bir süre bıdır bıdır bir şeyler konuştu kediyle.Zavallı kedicik kaçmaya çalışsa da ne çare.Ece'den kurtulamadı.Ben pek kedi ve köpeklere dokunamam.Ece babasına çekmiş bayılıyor kedilere.İzin versem eve de kesin bir kedi alırlar.
Nihayet kedicik bir yolunu bulup kurtuldu Ece'den.Biz de hava serinlemeye başlayınca eve döndük.
Bu küçük kaçamak üçümüze de çok iyi geldi.