15 Ocak 2013 Salı


''Anneciğim sen benim bir bitanemsin'' 

Son günlerde duyduğum en güzel söz bu.Sen de benim birtanemsin canım bebeğim...Seni veren rabbime binlerce kez şükürler olsun.




12 Ocak 2013 Cumartesi

Uyku

2,5 senedir ilk kez sırtım ağrımadan rahat bir uyku uyudum.Ece'yi gece yanımda uyutuyorum sonra yatağına götürüp yatırıyorum normalde.Benim küçük kızım emzirme döneminden bir alışkanlık olsa gerek sabah saat 5 oldu mu mutlaka uyanır ve yanıma geri gelir yatar.Bir de çok deli yattığı için sabah sırt ağrısıyla uyanırım.Bu sabah da saat tam 5 de ağlamaya başladı.Ben de gidip kucağıma aldım ve kendi yatağıma yatırdım.5 dk sonra ben yatağımda uyumak istiyorum deyip geri odasına gitti ve mışıl mışıl uyudu.Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.Tüm eziyetine rağmen kızımın kokusuyla uyumaya çok alışmışım.Bu sabah uyandığımda yanımda yoktu.
Bakalım bu gece ne yapacak.

11 Ocak 2013 Cuma

Puzzle aşkı

Bizi tanıyanlar puzzle yapmayı ne kadar çok sevdiğimi bilirler.Bu sevgimi kızıma da aşılamış olmaktan çok mutluyum.Oyuncakçıya yada kırtasiyeye gittiğimizde mutlaka bir ahşap puzzle alıyoruz.Fotoğraftakiler ilk aldıklarım.


Ece, ara sıra çıkarıp bunlarla oynamaktan büyük zevk alıyor.İlk olarak tek parçalı olanlarla başladık.Daha sonra 2 parçalı olanları aldım.Balıklı olanın oltası da var.Balıkları yerleştirdikten sonra balık tutmaca oynuyoruz.Yılbaşında annem (Ece'nin deyimiyle)çufçuf trenli 12 parçalı bir puzzle almış.Eşimle yapabilir mi acaba diye tereddüt ettik.İlk başta biraz zorlansa da rahatlıkla yaptığını görünce eşim dün akşam 24 parçalı almış.Maşallah onu da yapıyor.





Sevgili eşim beni de unutmamış.Bana da 2000 parçalı puzzle almış.Bu arada meraklılarına duyurulur.A101 yine puzzle getirmiş.





31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu yıllar


Sevgili blogger dostlarım,

Yeni yıl hepinize sağlık,mutluluk ve bol şans getirsin.Tüm dilekleriniz gerçek olsun.Ece'den hepinize kocaman öpücükler...

21 Aralık 2012 Cuma

Kış günü dışarı çıkamıyorsak, aktivite yapalım

Bu hafta Ece hasta olduğu için hiç dışarı çıkarmadım.Malum havada buz gibi.Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırdı.Onu biraz eğlendirmek için aktivite dosyamızdan bir şeyler yazdırayım dedim aksi gibi yazıcı arızalandı.İş başa düştü.Biraz araştırıp bu aktiviteyi  buldum.Hemen gidip kağıt makası ve renkli elişi kağıtları aldım.İşte Kes-Yapıştır aktivitemiz:

Birkaç gündür uğraşmamıza rağmen Ece henüz makas tutmayı öğrenemedi.Bu yüzden şimdilik ben kesiyorum o yapıştırıyor.

Aktiviteleri genelde çok beğenerek takip ettiğim Tarçınlı Kurabiyem ve Montessori Eğitim bloğundan not alıp vakit buldukça uygulamaya çalışıyorum.

Bu da bir başka çalışmamız;



Önce bulutu çizip kestim.Sonra mavi elişi kağıdından bir kaç tane yağmur damlası kestim.Ben bunlarla uğraşırken Ece'nin boş bir kağıda yağmur damlaları çizdiğini farkettim.Verdim eline kalemi onları boyadı ve teker teker hepsini yapıştırdı.

Evimizin bir köşesinde bulutlarımızı sergiledik.Akşam babası geldiğinde elinden tutup ona yaptığı bulutları gösterdi.

Her zaman söylüyorum şu bloglar iyiki var.Bu sayede çok şey öğreniyorum ve öğretmeye çalışıyorum.



6 Aralık 2012 Perşembe

İnatlaşma dönemi


2 yaş sendromunun tavan yapmış olduğu bir dönemdeyiz.Güne çorap kavgasıyla başladık.Bir ayağına pepeeli diğer ayağına şilalı çorap giyecekmiş küçük hanım.Tuttu inadı.Bende yeter ki çorapsız gezmesin diye tamam dedim.Ve sonuç...Bütün gün böyle gezdi.Çok inatçı ve huysuz oldu.Söylediğim her şeyin tersini yapıyor.

 -Kızım oyuncaklarını dağıtma
 -Hayır dağıtıcam
 -Tamam dağıt kızım
 -Hayır toplıcamm

 -Çorbanı iç Ece
 -Hayır içmek istemiyorum
 -Sakın çorba içme kızım
 -İçiceeeemmm banane

Bütün gün diyaloglarımız bu şekilde.Allah sabır versin bana ve benim gibi annelere...


Kızım abla oldu

Aslında bu yazıyı yazmakta epey geç kaldım kızımızın neredeyse 40'ı çıkacak.Daha fazla gecikmeden bloğumuza bu notu da düşelim.
Görümcem hamileydi ve biz heyecanla doğum için gün sayıyorduk.Nihayet 30 Ekim'de Özgecik aramıza katıldı.



Ece yeni yeni alışmaya başladı Özge'nin varlığına.Epey bir kıskançlık yaptı.Hatta hastane ziyaretinden döndüğümüz gece meme isterim diye tutturdu.Zar zor unutturduk.Onun yanında bebeği kucağımıza alamıyoruz.Anladım ki ikinci çocuk için henüz çok erken.


3 Aralık 2012 Pazartesi

29.ay çocuk gelişimi

Kuzum artık 29 aylık oldu.Bu ayda bakalım neler oluyormuş.

* Bebeğiniz bu ayarlarda; vücudunun parçalarını sayabilir. Renkleri öğrenmeye başlar. Hayali bir arkadaşı olabilir ve bu normal bir durumdur.

Ece, erken konuşmaya başladığı için daha 1 yaşındayken vücudunun parçalarını gösterip isimlerini söyleyebiliyordu.En sevdiği şey boya kalemleri ve resim defteri olduğu için renkleri de erken öğrendi.Bazen var olmayan biriyle konuştuğuna şahit oluyorum.İlk gördüğümde epey endişelenmiştim.Demek ki bu da normalmiş.

*Bebeğiniz bu aylarda her şeyi kendi yapmak ister. Ona izin verin. üstünü çıkarsın, ayakkabılarını çıkarsın. Tişörtünü giyebilmesi için daha zaman var, fakat tam olarak kendi başına giyinmeyi öğrenebilmesi için denemesi gerekmektedir.  

Üstündekileri kendi başına çıkartmayı çok seviyor.Çıkardığında ''bak başardım anne'' diyor.Ayakkabılarını kendi giyip,çıkartabiliyor.

*Bırakın dağıtsın. Kendi başına ellerini yıkamayı öğrenmesi için banyonun dağılması gerekiyorsa, buna izin verin. Bu konularda esnek olun. Fakat örneğin oyun bittiğinde, temizlik ve toplanma gerektiğini de gösterin. Bunu sürecin bir parçası olarak öğretin.  

Dağıtma konusunda oldukça başarılı bir kızım var.Oynamasa bile her şey ortalıkta olacak.Konu toplamaya gelince kaçıyor.Yalnız bir şeye dikkat ettim başkalarının evine gittiğimizde oyuncaklarla oynadıktan sonra hadi gidiyoruz dediğimde hepsini toplayıp yerine koyuyor.Sanırım evde bana güvendiği için toplamıyor.Bu konuda hatalıyım belki ama bende dağınıklığa tahammül edemiyorum.

*O bağımsızlığını ilan ediyor.Her şeyi onun yerine yaparak onu bağımsız değil,bağımlı yaparsınız.18 ve 36 ay arası çocukta ''karşı çıkma eğilimi'' çok baskındır.Her şeye hayır demesi sizi bunaltmamalı.

Bu günlerde en favori sözcüğü HAYIR.Gel de bunalma.

*2 yaşını geçen bir çocuk,arkadaşla birlikte oynamaya ve paylaşmaya henüz hazır değildir.Ona çok kalabalık olmayan bir oyun grubu yaratabilirsiniz.Aynı kişisel özelliklere sahip çocukların bir arada oynama motivasyonu daha yüksek olacaktır.

Ece arkadaşlarıyla oyun oynamayı çok seviyor her zaman olmasa da arada inadı tutuyor oyuncaklarını kimseye vermiyor.Genelde tek olduğu için henüz paylaşmayı bilmiyor.Kendinden büyüklerle oynamayı daha çok seviyor.
Bu arada evde vakit geçirmeyi daha çok sever oldu.Hadi kızım şuraya gidelim dediğimde hayır ben evde kalacağım diye tutturuyor.Evden çıkartmakta çok zorlanıyorum.
Aralık sonu doktor kontrolümüz var.Boyu ve kilosu yaşıtlarına göre en alt seviye de olduğu için doktorumuz arı sütü takviyeli besin desteği vermişti.3 ay kullanın sonra tekrar kontrol edelim demişti.Biraz kilo aldı ama boyunda hala değişiklik yok bakalım ne diyecek.

Alıntı:
http://www.bebekolay.com
http://www.anneysen.com

7 Kasım 2012 Çarşamba

Huysuz kızım

Geçtiğimiz pazar günü eşimin kuzeninin  nişanı vardı.Birlikte Bursa'ya gidecektik.Ece şu sıralar çok huysuz olduğu için onu anneme bırakmayı düşünüyordum.Ancak eşim kızından ayrılmak istemedi ve biz hep birlikte pazar sabahı kahvaltımızı yapıp,öğleden sonra yola çıktık.Ece sabah erken kalktığı için yol boyunca uyudu.Yolda biraz oyalanınca neredeyse geç kalıyorduk.Varır varmaz hemen hazırlanıp salona gittik.Ece uyku sersemi olunca bütün geceyi mızmızlanarak geçirdi.Kucağımdan inmedi.Babasına da gitmemekte  direnince olan bana oldu yine.Ece'yi ilk defa gören akrabalarımız onu sevmek isteyince kıyamet koptu.Herkesi fırçaladı benim cadı kızım.Gece boyunca kucağımda ağlayınca eşimde pişman oldu.Bir dahaki sefere senin sözünü dinleyeceğim dedi.Böylece biz nişandan hiçbir şey anlamadan geri döndük.Neyse ki dönüşte de uyudu da rahat geldik.Bu günden bana kalan şiddetli bir baş ağrısı oldu.

Kuzumun mutlu olduğu bir an


2 Kasım 2012 Cuma

Bizden haberler...

Uzun bir aradan sonra Merhaba.Bayram,iş yoğunluğu vs.derken bloğumu epey boşladım.Ece doğduğunda bankadaki işimden istifa etmiştim.Bebeğimi kendim büyütmek,ilklerini yaşamak istiyordum.İstediğimi yaptım ve bebişimle doyasıya vakit geçirdim.Artık işe dönme zamanı gelmişti.Halen iş arayışına devam ederken evde boş boş oturmaktan sıkılıp bebek şekeri işine girdim.Hatta ilk siparişlerimi teslim ettim bile.Bir işe giriştik bakalım inşallah devamı gelir.Göz atmak isterseniz facebook sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

Gelelim bloğumun asıl konusu olan küçük meleğime.Kızım artık 28.aylık oldu.Biz ona özgür kız diyoruz.Zira şu sıralar bağımsızlığını ilan etmiş durumda.Herşeyi kendi başına yapmak istiyor.Hatta geçen gün parka giderken ayakkabılarını kendi giydi.Beceremez sanmıştım ama becerdi.Yemeğini kendi yiyor.Ellerini kendi başına yıkayabiliyor.Kahvaltı masasını hazırlamama bile yardım ediyor.
Kendi yaşıtı çocuklarla oynamayı çok seviyor.Sosyalleşmeye başladı.Ama hala paylaşmayı sevmiyor.Kendi oyuncaklarına kimseyi dokundurmuyor.20'ye kadar sayabiliyor.İngilizce 6 ya kadar saymayı öğrendi.En sevdiği şey resim yapmak.Resim dediğim şimdilik yuvarlaklardan ibaret.Boyama kitaplarının çocuğun yaratıcılığını kısıtladığını okumuştum.Bu yüzden bizde Ece'ye büyük resim defterleri alıyoruz.İstediği gibi çizip boyuyor.Bu ara sürekli gözlük çiziyor.Ama ona sorsanız o gözlük aslında bir adam yada bir ev.Hayal gücü çok geniş.
Öğle uykusu sona erdi.Bu ne kadar doğru bilmiyorum.Tek bildiğim öğle uykusuna yatarsa,gece çok geç yatıyor.Ben de bu yüzden öğlenleri uyutmuyorum artık.
Tuvalet eğitimi için yavaş yavaş sinyal vermeye başladı.Artık çişinin de farkında.Tek sorun yaptıktan sonra anne çişim geldi demesi.Memeden ayırmak daha kolaydı.Açıkcası şu tuvalet eğitimi gözümde büyüyor.
Bu arada bayramı hasta geçirdik.Hava sıcaklığındaki dengesizlik çocukları sağlığından etti.Kimi duysam çocuğu hasta.Bizimki de yeni iyileşti.Allah evlatlarımıza sağlık,sıhhat versin.


23 Eylül 2012 Pazar

Parmak boyalarıyla tanıştık

Boya kalemleriyle resim yapmayı çok seven kızım bir gün bana ''annecim bana tuyuncu pamak boyası alır mısın'' dedi.Bu çocuk parmak boyasını nerden biliyor ki diye düşündüm.Meğer izlediği çizgi filmde çocuklar parmak boyasıyla resim yapıyorlarmış.Tamam alırım kızım dedim.O günden sonra sık sık bunu bana hatırlattı.15 gün önce eşimle alışverişe çıkmıştık aklımıza geldi ve aldık.Özellikle içinde tuyuncu renk olmasına özen gösterdik:)
 Ancak fazlasıyla titiz olan ben ortalığı batıracak diye boyaları bir türlü çocuğun önüne koyamadım.Ece yine isteyince tamam dedim ve gerekli tüm önlemleri alarak boyaları açtım.Neyse ki korktuğum gibi olmadı.Evladım alışmış annesinin titizliğine kendi elleri ve kolları dışında hiçbir yere boya bulaştırmadı.Bundan sonra rahat rahat verebilirim eline.İyi ki almışım ikimizde çok eğlendik.


                        Bu gülümseme herşeye değer,varsın batsın ortalık...


22 Eylül 2012 Cumartesi

Memeye elveda

Emzirmenin ve anne sütünün önemine inanan bir anne olarak Ece'yi 2 yaşına kadar emzirmeye karar vermiştim.Ve emzirdimde.Ancak ayırmak hiç kolay olmadı.Birkaç defa girişimlerim başarısızlıkla sonuçlandı.Yara bandı yapıştırdım söktü attı,salça sürdüm ıslak mendili alıp sildi.
Haftaya Ece 27 ayını doldurmuş olacak.Artık acilen memeden ayırmam gerekiyordu.1 haftadır ''kızım sen artık büyüdün,memeyi bebekler emer'' diye telkine başladım ve gündüz keyfine son verdim.Son 3 gündür geceleri de tamamen kestim.Kırmızı boya sürüp,meme uff olmuş doktora gideceğim kızım dedim.Başta yine itiraz etti.Ben krem sürerim geçer annecim dedi.Off çok acıyor deyince yanaşmadı.İlk iki gecemiz felaketti.Sabah kadar ağlama krizlerine girdi.Ayakta sallanmaktan nefret eden bir çocuk olduğu için çok zor uyuttum.Dün 3.gecemizdi.Neyse ki olaysız geçti.Yanıma yatıp sıkıca bana sarıldı ve uyuyakaldı.Çok şükür bunu da atlattık.
Benim en büyük hatam; daha bebekken emerek uyumasına izin vermek oldu.Bu alışkanlığından bir türlü vazgeçiremedim.Bu bana ders oldu.Allah nasip eder de ikinci bir çocuğum olursa buna izin vermeyeceğim.

Artık sıra tuvalet eğitiminde.

11 Eylül 2012 Salı

Şükürler olsun

Nihayet kuzum iyileşti.Uzun sürmedi hastalığı.2 günde atlattık.Bugün doktorumuza kontrole gittik.Tüm tahlillerimiz temiz çıktı.Demir eksikliğimiz de yokmuş çok şükür.Yalnızca boy sorunumuz var.Baba tarafı biraz kısa olduğu için genetik.Yaşıtlarına göre daha kısa.Doktorumuz düzenli beslenme,iştahsızlığına karşılık ek besin takviyeleri ve vitaminlerle ayrıca ileride çocuğu spora yönlendirmemizle yaptığı hesaplamalara göre +5 cm fark edeceğini söyledi.Çok da sorun etmiyorum yeter ki sağlığı yerinde olsun aşkımın.


9 Eylül 2012 Pazar

26.ay doktor kontrolümüz

Kuzumu, geçtiğimiz perşembe günü genel bir kontrol için doktora götürdüm.En son 18 aylıkken doktor yüzü görmüştük.Çok şükür bu zamana kadar hiç hastalanmamıştı.Doğduğundan beri çok doktor değiştirdik.Hiçbirinden memnun kalmadım.Hatta bir tanesinin ihmalkarlığı yüzünden çocuğumun vücudu aşırı susuz kalmış bir gece hastanede yatmak zorunda kaldı.5 şişe serum yedi yavrum.Elinin üstü mosmor oldu.Kulaklarını çok çınlattım o doktorun.
Nihayet sonunda istediğim gibi bir doktor buldum.Beyaz önlüklülere karşı alerjisi olan Ece'yi muayene etmeden önce kendisine alıştırmak için epey uğraştı kadıncağız.Çok ilgili ve güler yüzlüydü.Önce birlikte boyama yaptılar sonra da kulağın nerede,burnun nerede vs gibi sorularla yavaş yavaş muayene etti.İlk defa Ece ortalığı yıkmadan muayene oldu.İştahsızlık ve yemek seçme sorunumuz had safhada.Zorla yedirme ve sakın elinde tabak peşinde koşturma dedi.Yemek yaparken yanında dursun ve sana yardımcı olsun.O yemek için verdiğin emeği görsün dedi.Sonra yavaş yavaş yemeğe başlayacaktır.Bakalım deneyip göreceğiz.Her sabah 1 yumurta,kibrit kutusu kadar peynir ve her gün 1 kase yoğurt yiyecekmiş.Peynir ve yoğurttan nefret eden bir çocuk hadi peyniri bir şekilde bir şeylerin içine karıştırıyorum da yoğurt çok zor.Hergün de yoğurt çorbası yapılmaz ki.Geçen meyveli yoğurttan yapılmış bir dondurma tarifi buldum.Hemen yapıp kalıplara doldurdum.Ertesi gün verdim eline.Önce yaşasın dondurma diye pek bir sevindi.Biraz yaladıktan sonra aaaa bu yoğurtmuş öğğğ dedi bıraktı.İşim çok zor.
Haftada 3 gün kırmızı et,2 gün balık,diğer günlerde de bakliyat mutlaka yesin dedi.Bunların hepsini yese adam olurdu zaten dedim çok güldü.Detaylı bir kan tahlili ve idrar tahlili istedi.Onları da aynı gün yaptırdık.O da ayrı bir komedi.Ece'nin elinin üstünden kan aldılar saatlerce elim acıyor diye ağladı ve elinin üstündeki bandı çıkarttırmadı.Benim gibi canı çok tatlı.Sonuçları  yarın götüreceğim.Bu arada Ece dün geceden beri hasta.Tam da eşimle ne güzel hiçbir sorunumuz yokmuş derken nazar değdirdik çocuğa.Nezle oldu.Sabaha kadar ağladı ne kendi uyudu ne beni uyuttu.Şimdi biraz daha iyi gibi.Bir yatıp bir kalkıyor.Aklı oyunda.Bense ayakta zor duruyorum bugün başım çatlıyor ağrıdan.Yarın onu da götüreceğim.Hemogram sonucu sınıra yakın çıkmış ama diğerlerinden bir şey anlamadım.Bakalım doktorumuz yarın  ne diyecek.

3 Eylül 2012 Pazartesi

26.ay

''Ben bebek değilim anne'' Henüz 2 yaşındaki birinden beklenilmeyecek bir itiraz.Ama ediyor işte.Bazen öyle laflar ediyor ki şaşırıp kalıyoruz eşimle.Boyundan beklenilmeyecek sözler çıkıyor ağzından.Kayıt makinası gibi.Her duyduğunu kaydediyor ve hangi kelimeyi nerede kullanması gerektiğini de çok iyi biliyor.Hapşırdığımda çok yaşa diyor mesela.Ya da yemeğini hazırladığımda çok lezzetli anneciğim ellerine sağlık diyor.Biz öğretmediğimiz için birden duyunca çok şaşırtıyor beni.Çok da hoşuma gidiyor.O anlarda kızıma sarılıp onu öpmeye doyamıyorum.Allahım bu nasıl güzel bir mucize.Ben ne kadar şanslı bir kulum diyorum.
Dün sabah ben mutfakta kahvaltı hazırlarken yanımıza geldi ve ''hadi annecim babacım size bir kahvaltı hazırladım''dedi.Biz de peşinden salona gittik.İşte kızımın sofrası
Benim kızımın yaşıtı çocukları olanlar da aynı şeyleri yaşıyorlardır ama herkesin evladı kendine özel.Sanki dünya üzerinde bir tek benim evladım böyleymiş gibi abartıyorum ama beni anladığınıza eminim.Biz anneler için onlar birer mucize.
Nitekim bu küçük mucizeler hep böyle tatlı ve şirin olmuyorlar.Özellikle şu 2 yaş sendromu denen olay beni bezdirdi.2 yaşına girer girmez sanki Ece'ye sihirli bir değnek dokundu.Benim o sakin,sessiz kızım gitti.Yerine huysuz,sürekli ağlayan,inatçı,yemek yemeden yaşayabilen bir kız geldi.
Bu sendromla ilgili çok araştırıp okumuştum.Ama insanın bazen çıldırası geliyor.O hiç durmadan çığlık çığlığa ağlarken benim de oturup onunla ağlayasım geliyor.Çok sinirli bir yapıya sahibim normalde bu yüzden kızıma bağırıp çağırmamak için önce kendi kendimi sakinleştiriyorum.Sonra da onu sakinleştirmeye çalışıyorum.Biliyorum bu günler de gelip geçecek.Sakin ve sabırlı olmak lazım.

Bir de sebepsiz korkular çıktı ortaya.Doğduğunda beri karanlıkta yatan kızım her şeyden korkar oldu.Araştırdım bu da normalmiş.İşin kötü tarafı tam da tek başına uyumaya alışmışken şu korkuları yüzünden yine yanımızda yatmaya başladı.Yavaş yavaş tekrar yatağına alıştırmaya çalışıyorum.

Tuvalet eğitimimiz Ece'nin inadı yüzünden yarıda kalmıştı.Dün ve bugün yanıma gelip tuvalete gitmek istediğini söyledi.Sanırım kaldığımız yerden devam etmenin zamanı geldi.

2 yaş kontrolü ve aşı için doktora gideceğiz.Hemogram,kalsiyum,fosfor vs seviyelerinin kontrolü için genel bir tahlil yaptırmak istiyorum.En son 18 aylıkken yaptırmıştık.İnşallah kansızlık çıkmaz.

10 Ağustos 2012 Cuma

Organik alışveriş

Ece tam bir bal hastası.Kahvaltı da bal yoksa masaya oturmaz küçük hanım.Son günlerde piyasadaki ballar üzerine o kadar kötü haberler çıktı ki artık bal firmalarının hiçbirine güvenemez oldum.Dün internette dolaşırken Organik Anne'nin bloğunda rastladım City Farm'a.Hemen sitesine girip incelemeye başladım.Oldukça güvenilir geldi.Üstelik İstanbul'un her semtine,özel soğutuculu araçlarla ücretsiz olarak teslimat yapıyorlar.Siparişlerimi verdim.Biraz önce getirdiler ürünlerimi.Ece yumurtaları ve balı görünce çok sevindi.
Yarın ilk iş kızıma,yine Organik Anne'nin bloğunda tarifini verdiği zencefilli pekmezli kurabiyelerden yapmak olacak.

7 Ağustos 2012 Salı

Süslü kızım

Ben oje sürerken yanıma gelip ''beni de süsle anne'' diyen kızımı kırmayıp ona da oje sürdüm.Gördüğü herkese ''baakkk anne beni süsledi'' deyip durdu.İnsanın kızının olması bambaşka bir duyguymuş.Bunu her geçen gün daha iyi anlıyorum.
Eşimin yorumu  ''bunlar 1 idi şimdi 2 oldular,yandım ben'' oldu.Başa gelen çekilirmiş ne yapalım aşkım:)


30 Temmuz 2012 Pazartesi

2 yaş partisi

Kuzumun doğum günü partisinin üzerinden tam 1 ay geçti.Ben anca fırsat bulabildim yazmaya.Yazmasam unutulup gidecek herşey.
Benim küçük kızım artık 2 yaşında.Malum 2 yaş sendromuna da girmiş bulunmaktayız hayırlı uğurlu olsun.O da ayrıca uzun uzun anlatılacak bir mevzu.Zira evde durumlar pek fena.
Gelelim kuzumun 2 yaş partisine.Günler öncesinden konseptimizi belirlemiştim.Hello kityli olacaktı herşey.Hatta tüm süslemeleri hazırlamıştım.Ancak son dakikada babamız pastayı kızımızın isteği üzerine pepee'li yaptırmaya karar verdi.Bana da ok demek kaldı.Pastayı gören Ece sevinçten havalara uçtu.İyiki eşimi dinlemişim.İşte partimizden birkaç kare
Annesi ve babasının birtanesi


Misafirlerimiz için hazırladığım küçük çerçeveler


pastamız



11 Temmuz 2012 Çarşamba

Tatil

Herkesin olduğu gibi benim de bu sıcaklarla başım belada.Canım hiç birşey yapmak istemiyor.Yazılacak bir sürü şey birikti yine.Epey olmuş yazı yazmayalı.Bu süreçte biz tatile gidip geldik.Kızımın doğum gününü kutladık vs vs Hepsini ayrı ayrı postlarda anlatacağım inşallah.
15 gün önce Altınolukta tatildeydik.İnsanın hiç dönesi gelmiyor açıkcası.İstanbul'a geldikten sonra iki gün adapte olamadım.Annemlerle birlikte tatil yapacağımız için ev kiralamaya karar verdik.İnternette kısa bir araştırma sonucu Altınoluk ve Güre arasında Serhattepe'de çok güzel bir villa buldum.Denize nazır kocaman bir terası vardı.Manzaraya bayıldık.


Eşim gider gitmez terasa Ece hanıma özel bir hamak kurdu.Havuzunu da yanımızda götürmüştük.Onu da doldurup içine ördeklerimizi attık.
Denize girmek için Güre'yi tercih ettik.Körfez tatil köyünün önünde bir plaj var.Diğer yerlere göre daha güzel.Üstelik ağaçlık olması da tercih sebebimiz oldu.Annem denize girmediği için ağaçların altında Ece'yle ilgilendi ben de rahat rahat denize girmiş oldum.
Geçen yıl denizden zor çıkarttığımız sevgili kızım bu sene huysuzluk yaptı.Ne yaptıysak onu denize sokamadık.Korkmuş kuzum benim.Kumlarla oynamayı tercih etti.Denizden korkunca havuza da girmedi.Ördeklerini yüzdürerek vakit geçirdi.
Biz eşimle tatilde gezmeyi,yeni yerler görmeyi daha çok seviyoruz.Bütün gün şezlonga uzanıp güneşlenmek bize göre değil.Genelde sabahtan denize girdik.Öğleden sonra da gezdik.İlk önce Şahindere kanyonuna gittik.Oksijen deresi olarak da bilinen bu yer astım hastaları için birebirmiş.Bölgenin hava değişimini sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken,denizden aldığı iyot kokusunu dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi yapıyormuş.Derenin suyu ise buz gibi.İçinde uzun süre kalamıyorsunuz. Ece'nin hasta olmasından korktuğum için onu hiç sokmadım.
Diğer günlerde de Altınoluk köyü,Ayvalık-Şeytan sofrası,Cunda adası,Hasan boğuldu-Sütuven şelalesini gezdik.7 gün bize yetmedi.Çocukla olunca rahat rahat gezilemiyor maalesef. Her gittiğimiz yerde Ece'nin peşinde koşmaktan eşim bitap düştü.Neyse ki çok fazla huysuzluk yapmadı.Tatilimizin en güzel tarafı ise Ece'nin tatil boyunca erken saatte kendi kendine uyuması oldu.Kaz dağlarının mis gibi havası kuzuma da iyi geldi.Annesini uyku konusunda hiç üzmedi.İstanbul'a dönünce herşey eskiye döndü maalesef.
Tatilimizden birkaç kare;
Cunda güzeli


şeytanın ayak izi

Ayvalık-şeytan sofrası

Gömeç-Atatürk kayalıkları

Sütuven şelalesi